Hızlı Randevu

Hastane Randevu talebim için aranmak istiyorum.

Hastane Randevu

Hastane Randevu talebimi şimdi oluşturmak istiyorum. RANDEVU AL

"Ücretlendirme hakkında bilgi almak için
444 77 99 numaralı çağrı merkezimizi arayabilirsiniz"

Bel Fıtığı Tedavisinde Ameliyat Son Çare Midir?

Bel Fıtığı Tedavisinde Ameliyat Son Çare Midir?

08 Ağustos 2018, Çarşamba

Bel fıtığı denildiğinde, omurlarımız arasında vücudumuzun belirli oranlarda her yöne hareketine imkân veren, sıvı biyomekaniğine sahip ‘Disk’ ismi verilen yastıkçıkların yapısının bozularak omurilik kanalı içine yer değiştirmesini anlamaktayız. Bunun sonucunda her vaka için olmasa bile, bacağın büyük sinirini (siyatik sinir) oluşturan sinir köklerinin birine veya daha fazlasına bası ya da en hafif haliyle teması söz konusu olabilmektedir. Ayrıca, bozulmuş disk yapısı nedeniyle diskten salınan bir takım ajanlar şimik etki ile kök iritasyonuna yol açıp siyataljiye sebep olabilmektedirler.

 

Bel Fıtığı Tanısı Nasıl Konulur?

Günümüzde Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ile diskin kanal içine olan taşma derecesi ve köklerle olan ilişkisi ortaya konulabilmektedir. Bilgisayarlı Tomografi (BT) bize kemik kanal hakkında önemli bilgiler vermektedir. MRG’de köke temas veya bir bası olmadan da şimik etki ile siyatalji ağrıları olabilmektedir. Burada önemli bir hususu dile getirmek gerekir. Rutin radyolojik çalışmalarda (MRG ve BT) hastalara, sırt üstü yatar (istirahat) halde pozisyon verilmektedir. Bu durum, günlük yaşamda hastanın yapmak durumunda olduğu hareketler sırasında oluşan disk/ kök ilişkisini ortaya koyamamaktadır. Oysa hastaların büyük çoğunluğu ayakta durmakla, oturmak ya da oturur pozisyondan ayağa kalkmakla ağrılarının şiddetlendiğini ifade etmektedirler.

 

Kalıcı sinir harabiyetine dikkat…

Dinamik tetkiklerde, omurilik kanalının ve /veya köklerin dışarı çıktığı kanalların (lateral reses, foramen) çaplarında değişikliklerin görüldüğü ortaya konulmuştur. Dolayısıyla disk ve kök ilişkisi statikten ziyade dinamiktir. Öne, arkaya ve yana eğilmekle bu kanalın çapı daralıp genişlemektedir. Bazı durumlarda kaçınılmaz olarak, aslen narin bir yapı olan sinir, kemik ve disk arasında adeta çiğnenmektedir. Erken dönemde sinirin kanla beslenmesi bozulmakta, ödeme yol açmakta, bacakta sinir dağılım alanında uyuşma, karıncalanma ve ağrı şikâyetleri gelişmekte ve ancak bu durumun devam etmesi uzun dönemde kalıcı sinir içi harabiyetlere yol açabilmektedir.  

 

Tedavi yöntemleri neler?

Bel fıtığının tedavisi cerrahi ve cerrahi dışı (koruyucu-konservatif) tedaviler olarak ayrılmaktadır. Gerek koruyucu gerekse cerrahi tedavi yöntemleri kendi içinde çok farklı tedavi modalitelerine sahiptir. Öncelikle acil gereklilik (ani ya da ilerleyici kuvvet kaybı, idrar kaçırma gibi) dışında cerrahi tedavi önceden planlanmış bir zaman içinde elektif olarak yapılmaktadır. Bu planlamada hastanın tıbbi ve sosyal şartları, ameliyathanenin yoğunluğu gibi bir takım faktörler rol oynamakta olup hekim ve hasta tarafından ortaklaşa belirlenmiş bir tarih söz konusudur. Genel yaklaşım, sadece ağrı şikâyeti bulunan hastalarda ameliyattan önce 6-8 hafta kadar koruyucu tedavinin uygulanabileceği yönündedir. Bununla birlikte, cerrah sadece ağrı şikâyeti olan olgularda dahi akılcı bir insiyatif kullanarak cerrahiye karar verebilir. Ancak toplumdaki genel kanı bu yönde olmayıp ameliyatı ‘son çare’ olarak nitelendirmekte ve ‘Ameliyat olanlar iyileşmiyor’ olarak ifade etmektedirler. Maalesef eldeki mevcut veriler ile cerrahi tedavi gerektiren ve gerektirmeyen hastalar arasında net bir çizgi bulunmamaktadır. Bir kısım hasta grubu cerrahiyi düşündürmekte olup konservatif tedaviden fayda görürken, tıbbi tedavinin yeterli olacağı ön görülen diğer bir grup hastada sonuçta cerrahi tedaviye gidebilmektedir. Günümüzde tanı yöntemlerindeki ilerlemeler sayesinde bu durum giderek netleşmektedir.

 

Hasarın kalıcılığını belirleyen faktörler

Cerrahide temel amaç sinir üzerindeki baskının kaldırılması olup teknolojik gelişimler (mikroskop, endoskop, skopi gibi) cerrahinin riskleri makul seviyelere indirilmiştir. Cerrahi ile hasarlı sinirin direkt tedavisi mümkün olmayıp zaman içinde hasarın düzelmesi umulmaktadır. Hasarın kalıcılığını da sinirin baskı altında kalma süresi ve ciddiyeti belirlemektedir. Cerrahinin son çare olarak görülmesi, hastaların konservatif tedavi ile değerli vakitlerini kaybetmelerine yol açmakta, sinir içinde harabiyetlerin gelişmesi (intranöral fibrozis) nedeniyle cerrahiden de tam kür sağlama şanslarını yitirmektedirler.

 

Cerrahi işlem sonrası memnuniyet

Hastalar son çare olarak cerrahiye gittiklerinde ameliyat sonrasında duyu kusurları ve nöropatik ağrılarının devam ettiğini görmekteler bu sebeple cerrahi sonrası memnuniyetleri azalmaktadır. Bel ağrılarında tedavinin belirlenmesi aşamasında bir Beyin Cerrahının fikrinin alınması, onun deneyimlerinden faydalanılması, uygun tedavi yönteminin belirlenmesinde veya hiç değilse cerrahi öncesi en uygun konservatif tedavi süresinin tanımlanmasında önemli olup seçilmiş vakalardaki cerrahi başarıyı daha da arttıracaktır.


YAKLAŞAN EĞİTİMLER

E-BÜLTEN

Gelişmelerden haberdar olmak için mail adresinizi bırakabilirsiniz.

İptal Et Kayıt Ol

İLETİŞİM FORMU

Central Hospital hakkında şikayet, görüş ve önerilerinizi bildirebilirsiniz.

b
x
a
r
e
d
c

Bize Ulaşın 444 77 99

Kocayol Cd. Kozyatağı Sk. No.5
Kozyatağı 34742 İSTANBUL

Copyright © 2017 Central Hospital Kozyatağı
Her Hakkı Saklıdır.