Haberlerimiz
Yazdır | « Geri
Aile Terapisti Serhat Yabancı' nın anlatımıyla Öfke 04.02.2009
     

ÖFKE KONTROLÜ

• Öfke, eleştirilmemesi gereken, herkesin yaşadığı, bastırılmaması ve ayıplanmaması gereken bir duygudur. Öfke uygun ifade edildiğinde, son derece sağlıklı ve doğal bir duygudur. Ancak kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüşürse okul-iş hayatında, kişisel ilişkilerde ve genel yaşam kalitesinde sorunlara yol açar.

• Öfkelenmenizden kendi kişisel kuruntularınız sorumlu olabileceği gibi, daha önceden başınızdan geçmiş ve sizi öfkelendirmiş bazı olayların anıları da sorumlu olabilir.
Öfke bir noktada, kişinin öğrenme yoluyla dışa vurum yaptığı bir davranış şeklidir.Birey, nasıl öfke boşaltacağını ve yansıtacağını,çevreden öğrenir.Anne veya Babası öfkelendiğinde,,eğer bağırır çevreye zarar verirse çocuğun bunu yansıtma ihtimali yüksektir. Aynı zamanda öfkenin bir diğer özelliği ise; ZAMANLA ALIŞKANLIK yapmasıdır. Öfkemizi yansıtma şeklimiz, zamanla kalıp davranış şeklini alabiliyor. Eleştirilmesi ve kritiği yapılacak kısım öfkenin yansıtılma şeklidir. Öfkeyi, çevreye ve kendimize zarar vermeyecek şekilde yansıtmalıyız. Öfkenin zararsız şekli; iletişim, duyguların direkt ifade edilmesi, durumun üzerine gitmek, mantıksal çıkarımlar yapmak gibi. Öfke kontrolünde; öfke yaratan nedenlerden o an için uzak durmak, 3–5 saniye ara vermek, burundan nefes alıp ağızdan vermek, öfkenin bize kayıplarını düşünmek(zor olsa da) gibi uygulamalar yapılabilir. Unutulmamalıdır ki; öfkeli davranışlar; sadece iletişim kesen, gerginleştiren, bizi yetersiz bırakan, aciz gösteren bir durumdur.

Öfkenin nedenleri sınıflamak istersek;
• engellenme
• haksızlığa uğrama
• fiziksel incinme ve yaralanmalar
• tacize uğrama
• hayal kırıklığı
• saldırıya uğrama
• tehditler sayılabilir. Bu nedenler, herkes de olmasa bile genelde tek başlık altında toplanabilir.

Özellikle büyük şehirlerde çalışanların en büyük sorunu, iş yükü, trafik, hayal kırıklıklarıdır. Bu nedenlerdir ki, metropol de yaşayanların daha öfkeli olduğu sanılır. Ama bu konuda şunu belirtmeliyim ki, büyük şehirdeki insanlar, büyük şehrin stresini normal, yaşamın bir parçası olarak kabul ettikleri an, öfkelenme oranları azalır. Çünkü trafiğin sıkışması, kuyruklar, pahalılık… Gibi tüm etmenlerin şehir hayatının bir parçası olduğunu kabullenmek öfkeyi azalmaktadır.
Aslında öfkelenmek önce düşünsel bir durumdur. Yani yaşantılarımız, olayı algılayış şeklimiz, onu kişiselleştirmemiz gibi tüm bakışlar, bizim düşüncelerimizin temelleridir.
Daha önceki makalelerimde de bahsettiğim gibi duyguları düşünceler oluşturur. Öfkede de aynı şey geçerlidir. Olayları yorumlamamız, düşüncelerimizin birer örneğidir. Duygularımızda, düşüncelerimizin bize verdiği mesajlardan oluşur. Öfkede de üzüntü, kızgınlık vs. oluşur ve bu durum bedensel gerginlikleri yaratır.
İletişim boyunda ise, öfkemizi( duygu ve düşüncelerimizi) nasıl aktardığımız, hangi iletişim yöntemlerini kullandığımız ortaya çıkar. İletişim yöntemleri tartışılan noktadır. Öfke tartışılmaz, nasıl ifade ettiğimiz ve hangi davranışları gösterdiğimiz tartışılır.
Yapılan araştırmalarda öfkenin sağlığa etkileri gözler önüne serilmiştir. Bunlardan bazıları;
Baş ağrıları,
• Mide rahatsızlıkları,
• Solunum problemleri,
• Cilt problemleri,
• böbrek fonksiyonlarında problemler,
• Sinir sistemi rahatsızlıkları,
• Dolaşım sorunları,
• Var olan fiziksel rahatsızlıkların kötüleşmesi,
• Duygusal rahatsızlıkla gibi..
Ama bunun yanında öfkeli insanların, öfkesiz insanlara oranla daha enerjik olduğu, daha çok performans gösterdikleri de tespit edilmiş pozitif bir sonuçtur. Tabi ki esas önemlisi bu enerjinin nasıl ve ne şekilde kullanıldığıdır.

Bunun yanında toplumumuzca çok sık kullanılan ve desteklenen bir görüş olan öfkenin boşaltılması, rahatlama, gevşeme ise öfkelenmemizi ve yaşanılan olayın boyutunu etkileyen farklı bir etkendir.

Öfkenin boşaltılması,
• çok yanlış ve tehlikeli bir inanç
• kişileri incitmek için verilmiş bir onay
• kızgınlık duygusunun boşaltılması=saldırganlığa eğilimin artması gibi yanlış yönlendirmelere neden olur.

Bunun sizi kızdıran nesneyi tespit edip sakin bir biçimde başa çıkmaya çalışmak gereklidir.

Aslında öfkeyi kontrol etmek için belli başlı birkaç yöntemi bilmek yeterlidir. Çünkü bu yöntemler ile her zaman her yerde her durumda öfkemizi doğru ifade etmek, kontrol altında tutmak çok mümkün.

Bu yöntemlerden birincisi;
Düşünsel yöntemdir. Bu yöntemde ;

Kışkırtmanın tanımlanması: Sizi kışkırtan durumlarla yüzleşme ve bunlardan kaçınma verisi sağlar.

Öfkenin çarpıtmalarıyla savaşma: Öfkenizi, düşünme biçiminizi yeniden gözden geçirmek için bir uyarı olarak kullanabilirsiniz.

Öfke kontrol yönergeleri: Öfkelendiğinizde, öfkenizi kendinize ait yönerge cümleleriyle kontrol etmeye çalışabilirsiniz (“öfkenin seni ele geçirmesine izin verme”, “derin bir nefes al” gibi)

Beklentilerin netleştirilmesi: Karşılaşabileceğiniz olayları önceden tahmin edip ona göre davranabilirsiniz.

Zihinsel tekrarlar: Olumlu bir olayı örnek alıp, ardından kafanızda tekrarlayıp ders çıkarabilirsiniz.

Bunu bir örnekle netleştirelim:
• Ben sağlık memuru Ahmet. Hasta yakını bana bağırdı, ben de ona bağırdım.
• Bu tavır şahsıma mı hastane personeli Ahmet e mi*
• Benim yerimde Mehmet olsaydı da bu durum oluşur muydu?
• Neden böyle davrandı (onu anlayabiliyor muyum)?
• Sizi anlıyorum… Den dolayı böyle öfkelisiniz. . (Dedim mi?)
• Biliyorum ki, ben öfkelenirsem o beni yönlendirmiş olacak.
• O nasıl davranırsa onun gibi değil, ben onu kendime uydurmalıyım.
• Öfkemi kontrol altına alıp, öncelikle onu anlamaya çalışmalıyım. Ben sakin olursam o insanı da kendime uyduracağım gibi bir içsel konuşma ile öfkemizi kontrol edebiliriz.

Bir diğer yöntem ise, duygusal yöntemdir. Bu yöntemde, kendimizi öfkelenirken fark etmek, tanımaya çalışmak vardır.
• Uyarılmanın yönünü değiştirme: Öfkelendiğinizde yaşadığınız fiziksel uyarılmanın yarattığı enerjiyi, üretime dönüşebilecek önemli bir kaynak olarak kullanabilirsiniz
Genelde öfkeli insanlara “ neden öfkeleniyorsun, kızacak-bağıracak ne var ki? “ dediğimizde “ hayır ben öfkeli değilim.. “ derler. Aslında bu duygusal yöntemin en iyi örneğidir. Kişi öfkelendiğini anlamış olsaydı, bunu fark edip kontrol etmeye çalışacak yada özür dileyebilecekti…

Duygularımızı ve düşüncelerimizi fark eder ve tanırsak geriye sadece bunları olumlu bir yöntem ile ifade etmek kalır. Yani suçlayıcı ve eleştirici bir şekil yerine sadece duygularımızı ve düşüncelerimizi anlatmak gibi. Hangi iletişim kanalını kullanalım? Bunu cevaplamadan önce davranışsal yöntemi de açıklayalım;

Kendi öfke davranışını öğrenme: Öfkeli olduğumuzda sergilediğimiz davranışları belirleyelim.
Verimli (üretken) öfke davranışı oluşturma: Kendimizi kışkırtan ve yıkıcı davranışlardan uzak tutarak, öfkelenmekten koruyabiliriz.
Davranış değiştirme: Yeni hareketleri kolaylaştırma: Öfkelendiğimizde sergilediğimiz olumsuz hareketleri daha olumlu olanlarla yer değiştirelim.
Öfkenin ABC’ sini öğrenme: Öfkelenmenize yol açan sebepleri, sizin davranışlarınızı ve davranışlarınızın sonuçlarını gözden geçirme ve yeniden değerlendirme fırsatı tanır.
Duygularımızı, düşüncelerimizi ve davranışlarımızı gözden geçirdik. Fark ettik. Öfkelendiğimizde nasıl davranıyoruz, neler hissediyoruz, hangi düşüncelere sahibiz? gibi tespitlerden sonra sıra,öfkemizi en uygun iletişim ile nasıl ifade etmeye geldi..
Bizi öfkelendiren, söz, davranış, tutum, düşünceyi öncelikle somut olarak tarif etmeliyiz.

-şu hareketinden dolayı çok öfkeleniyorum. Çok sinirleniyorum… Yani BEN DİLİ ”ni kullanmak.
-Olayla ilgili düşüncelerimizi net olarak ortaya koymak..
—Kendimizle içsel konuşmalarımızı devam ettirmek.

Aynı zamanda karşıdaki kişiyle, iletişimdeyken şu noktalara dikkat etmeliyiz.

Tartışma: İki insan arasındaki çatışmayı fikir birliğine vararak çözme sürecidir.
Tartışmayı uzatmak, öfkelenme oranımızı arttırır.

Eleştirme: Yapıcı eleştiri yapabilme ve alabilme becerisidir. Aşırı eleştiri hem bizim hem de karşıdakinin öfkesini arttırır.

Övme: Diğer kişinin savunmacı davranma şansını azaltır.

Bu iletişim yöntemlerinin yanında, tartışmaya ara verme, gergin anlarda derin nefes alma,problemin çözümü için alternatif bulma gibi çeşitli yöntemleri de kullanabiliriz.


 serhat yabanci.JPGSERHAT YABANCI

Psikolojik Danışman Eğitim Danışmanı

serhatyabanci@hotmail.com

Tel: 0216 444 77 99

    

Sigarayı bir gün degil bugün bırakın   09.06.2010
Hastaliklar gizli kalmasin   30.03.2010
Central Kart   
Görüntüleme Merkezi – MR & BT   16.09.2009
Taşlarınız Bu Duruma   25.03.2010
21- 28 NİSAN Ebelik Haftası   20.04.2010
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon   
Normal Bir Doğum İçin 10 Öneri   
Menopoz Dönemi   
Yenilenen Check-up Programlarını Gördünüz mü?   
Muayene Katılım Payı Hakkında Önemli Duyuru!..   03.06.2009
Endoskopi - Kolonoskopi - Bronkoskopi   08.07.2009
Lazer Epilasyon   
Meme Hastalıkları   
Anneler bebekleriye Central Hospital'da buluşuyor. Ya Siz?   

Çocuğunuz ve Sünnet

  20.05.2009
Central Hospital'da Emeklilere Özel Sağlık Paketi   03.07.2009
Doç. Dr. Celil Uslu Anlatımıyla  Domuz Gribi,Grip ve Nezle   02.11.2009
Bank Asya   12.02.2010
Central Hospital Kroki   
Bebeğinizle Doğmadan Tanışın   
Ayak Sağlığı ve Genel Ayak Bakımı   
Türkiye Finans   15.02.2010
Çocuk Psikoloğumuz Sayın Aycan BULUT   
Gastroentroloji - Endokrinoloji branşları için randevular başlamıştır.   
Aile Terapisti Serhat Yabancı' nın anlatımıyla Öfke   
Tiroit Nedir?   
Çocuk Psikoloğu Aycan BULUT 'tan ailelere öneriler   10.03.2009
Bademcik ve Geniz Eti Nedir?   
OSTEOARTRİT (ARTROZ- KİREÇLENME)   
Özel Kozyatağı Central Hospital Söyleşileri   
Normal Doğum   
Horlama ve Uyku Apnesi Tedavisi   
Kemik Erimesi   
Meme Kanseri   
Sünnet Sevinci   
Bademciklerinize dikkat   
Kene   
Kemik Yoğunluğu Ölçümü?   
Glokom'a dikkat !   
Çocuklarınız ve Dişleri   
Green Light   
Fazla Kilodan Kurtulun   
Diz Kireçlenmesi İhmale Gelmez!   02.03.2010
Benler tehlikesizdir deyip geçmeyin !   12.03.2010
Böbrek ve Üreter Taşları Hakkında Merak Edilenler   09.03.2010
MR Yöntemi Hakkında Merak Edilenler   02.03.2010
İşitme Kaybı   05.03.2010
Göz Ünitemiz   
Ortognatik Cerrahi Nedir?   12.03.2010
Alerjik Astım   17.03.2010
14 Mart Tıp Bayramı   25.03.2010
Vücudu Bozan Bilgisayar Hastalığı   25.03.2010
Boyun Fıtığı   25.03.2010
Diabet ve Ayak Bakımı   25.03.2010
Çene ve Diş Köklerinde Oluşan Kistler   25.03.2010
Kuru Göz Nedir?   25.03.2010
Hangi hastalıklarda MR yöntemine başvurulur?   25.03.2010
Central Hospital   
İlk Yardım   
Kıl Köklerine İdeal Çözüm, Lazer Epilasyon..   05.03.2010
Okul Çocuklarının Beslenmesi   09.03.2010
Fibromiyalji   12.03.2010
GLOKOM   17.03.2010
LAPAROSKOPİK (KAPALI) CERRAHİ   02.04.2010
Alzheimer lı hastaların yakınlarına oneriler.   02.04.2010
Bahar da Allerjiye Dikkat   02.04.2010
HAMİLELİK DÖNEMİNDE ANNE ADAYININ PSİKOLOJİSİ   07.04.2010
Ayak sağlığı için :   07.04.2010
Baş Ağrısı Tipleri   08.04.2010
Sivilceler   08.04.2010
Sedef nedir?   08.04.2010
BÜTÜN HAREKETLİ ÇOCUKLAR HİPERAKTİF MİDİR?   09.04.2010
MİGREN   09.04.2010
Bu testler hayat kurtarıyor   12.04.2010
Okul Fobisi   12.04.2010
DİYABETTE EĞİTİMİN ÖNEMİ   13.04.2010
HEPATİT A VİRUS İNFEKSİYONLARI   13.04.2010
TIBBİ YANLIŞ BİLGİLER, İNANIŞLAR VE DOĞRULARI   14.04.2010
Zona ile ilgili Bilmeniz Gerekenler   14.04.2010
Gastroskopi İşlemi Nedir?   16.04.2010
GEBELİK   16.04.2010
HPV ve SERVİKS KANSERİ   19.04.2010
Kalça Kırıkları   25.03.2010
Batık Tırnaktan Artık Korkmuyoruz!   26.04.2010
Yaz aylarının kabusu mantar   26.04.2010
BOTOKS   27.04.2010
GÜNEŞLENME VE GÜNEŞ YANIKLARI   27.04.2010
Kalp ve Damar Hastalıklarında Beslenme   28.04.2010
Yaz Aylarında Yediğinize, içtiğinize aman dikkat!   28.04.2010
Yaygın bir sorun ; GUATR   29.04.2010
GÖZ BOZUKLUKLARI- KIRMA KUSURLARI   29.04.2010
Kolonoskopi İşlemi Nedir?   29.04.2010
Kadınlarda İdrar Kaçırma   30.04.2010
Rektosigmoidoskopi Nedir?   30.04.2010
TENİSÇİ DİRSEĞİ   03.05.2010
Çocuklarda Alt Islatma ve Dışkı Kaçırma   03.05.2010
Lazer Epilasyon   04.05.2010
MANTAR HASTALIĞI   04.05.2010
TİROİD NODÜLLERİ VE KANSER İLİŞKİSİ   05.05.2010
Yenidoğan Sünneti   05.05.2010
Kimyasal Peeling   06.05.2010
 
Tavsiye Ediyorum |Site Haritası | İletişim | İnsan Kaynakları | Yasal Uyarı